Üzerinde hâlâ atamadığın bir kalıntı var gibi. Sezonlar öncesinden kalan bir karakter sanki. Aslında istesen çıkartırsın senaryodan, gerçekten bu hiç de zor değil. Neden atamadığını anlatayım.
Dünyadaki varlığını henüz sorgulamaya başladığın dönemler. O güne kadar başkaları için yaşamaya alışkın, olan biteni dahi anlamlandırmakta zorlanan herhangi biri. Doğruyu yanlıştan ayıramayan, ikisini birbiri yerinde kullanmakta bir sakınca bile fark edemeyen çocuk. Ne gördüyse onu yaptı, kendisine nasıl davranıldıysa öyle davrandı. Bir engel vardı kafasının tam önünde ama ya görmekte zorlanıyordu ya da görünmez bir engeldi bu. Üçüncü bir ihtimal de vardı, apaçık karşısında konumlanmakta hiçbir sakınca bulmayan bu engeli, kristal netlikte görmesine rağmen yıkmaya gücü yetmiyordu, hayatını kaçınılmaz şekilde mahvedecek olanlara. Neydi bu?
Keşke istediği gibi yaşayabilseydi. Kararları ancak o zaman tamamen ona ait olurdu. Özgür iradeye saplantı boyutunda değer veren biri, nasıl olur da tam bir teslimiyet içerisinde en ilkel güdülerinden taşıp gelen bağımsızlık çığlıklarına kulaklarını kapatabilirdi? Herkesin anlayabileceği cinsten bir sıkışıklık değil bu, hapishane gibi ama demir parmaklıklar, kafanın içinde. Kilidin anahtarı elinde. Sadece onunla ne yapman gerektiğini öğretmemişler sana, uzaklaşma diye.
Siyah ve beyaz var sadece, grinin işgal ettiği herhangi bir şey, kabul edilebilir değil. Uçta yaşamaya alışmak bir lütuf mu, yoksa sahip olduğun en kudretli yetenek mi? Bir gün inebilirsen tepeden, çıkabilirsen dipten, umarım demezsin kendine, geç kaldım diye.
Sevgi adı altında yapılan her şey masum değil. Çünkü sevgi, bir silah gibi kullanıldığında öyle etkilidir ki… Gözünü açtığında göreceğin ilk şey, seni nasıl delik deşik ettikleri olur. Geleceğinin ipleri, bundan sonraki yaşantında elinde olsun istiyorsan, hasar kontrolü yapmaktan geri durma. Kim, nerede, hangi anında ve hangi sebeple ruhun bile duymadan vurmuş seni? Sevgi mermileri, masumiyetini hiçe sayıp çocukluğunun en pürüzsüz noktalarından vurduğunda, son nefesine kadar bağırman gerekiyordu. Anestezi etkisindeyken hayatta kalma reflekslerin, pek işe yaramıyor. Yıllar önce tepki vermen gerekip de veremediğin bütün acıları topla, bugüne kadar geçen gün sayısıyla çarp. Şimdi kendine yeniden merhaba de.