Uğruna neyi feda ettiğine dikkat et. Bir gün olacak ölçemeyeceksin elinden kayıp gidenin değerini. Çok güçlü bir öngörü gerektirir şimdiden aylar, yıllar sonrasını tahmin edebilmek, buna göre kararlar vermek. Sorarsan nasıl kazanırım diye böyle bir öngörüyü, sana vereceğim cevap belli: Acı dolu yolların içinden, en gönüllü hâlinle dans eşliğinde geçerek. En başta katlanılamaz gibi gelecek, konfora alışkın tembel genetiğin ayaklarına kapanıp yalvaracak. Zihnini bir kafes gibi çevrelemiş camları titretecek. Basınçla dolup taşan karakterin, muazzam şekilde paramparça olma tehlikesi geçirecek. Fiziksel acının, bir bebek yanağı kadar yumuşak kalacağı dakikalar atlatırken serbest dalışa geçecek, boşluk hissiyle kucaklaşacaksın. Rengini kendine belli edeceğin yegâne an bu. Hangi yolu seçeceksin? Seni atomlarına kadar ayıracağına emin olduğun düşüşe mi bırakacaksın kendini, yoksa bugüne kadar sahip olmaktan korktuğun kanatlarını mı dokuyacaksın? Sana kurtuluşu vaadediyorum.
Her gün biraz daha bağımlı hâle geleceksin kazanmaya, kaybettiğin veya hiç bulamadığın benliğine. Onunla geç de olsa tanıştığında farkına varmak zor olmayacak neleri göz göre göre feda ettiğin. Yine bir karar anı. Ağır basan taraf feda ettiklerinin pişmanlığı mı olacak, yoksa yarın sabaha umutla uyanma hayalin mi? Bir kere kanatlarına kavuşmuşsan, gökyüzünde süzülmenin keyfini hiçbir şeye değişmezsin.
Yaşadığın dünya sana sürekli cennetten bir gün sunmuyor. Arada cehennemden içeri girip bir bakmak da lazım tabii. Sağolsun geri durmuyor bu konuda hayat, küçük sürprizler yaşatıp nerede olduğunu hatırlatıyor. Elden ağza yaşayan tabiri caizse bir hayvandan farklı olup olmadığını kanıtlaman gereken mücadele alanlarından bir tanesine daha hoşgeldin. Bitmiyor değil mi? Ne zaman ölürsün, o zaman biter. Teste tabi tutulduğunu hissettiğin anlarda verdiğin sözleri hatırlaman çok kritik bu noktada. Her bir söz, atlattığın bir badireyi temsil ediyordu, altın değerindeydi. Elinde avucunda bir şey kalmadığı noktada seni kurtaracak, seni tekrar sana kavuşturacak olan şeyler bunlar. O yüzden onları öyle bir tut ki, bir gün dönüp gençliğine baktığında gururdan başka bir şey duyma, keşkelerinle girme mezarına. Hayatın hiçbir anlamı yok, sen katmadıkça.
Bazen dünyada tek başıma olsam da dağ bayır gezsem dediğini duyar gibiyim. Sanki doğayla iç içe olduğun yalnız bir yaşam huzurdan başka bir şey sunmuyor gibi geliyor değil mi? Kanında var çarpışmak, rahat batıyor ve günün birinde atlıyorsun yine dibini ancak varsayabildiğin falezlerden aşağı. Sana öğretildiği gibi yaşamak zorunda olmadığını bildiğinden beri böyle kararlar almazsın zaten. Bu sebeple b planı daha cazip ve makul gibi gözüküyor: Başkalarının kaybettiği umut ol, aradıkları neşeyi saç, elde edemedikleri gücü paylaş onlarla. Paylaş ki, sevdiklerin aynı yollardan geçmesin, geçiyorsa kendilerini o yollarda daha fazla yalnız hissetmesin. İlham olmak zor bir iş değil, ilhamı kendisinde bulana. Ama önce çık dışarı ve keşfet etrafını, önceden çekindiğin karanlıklara doğru rotanı belirle. Nereden biliyorsun zihninin seni kandırmadığını? O, tanıdığı cehennemi tanımadığı cennete değişmeyecek kadar mantıksız bir değişken. Merakına ebeveynlik etmek, yeni doğmuş yaramaz bir çocukla uğraşmak gibi. Karakterini üzerine kurduğun prensipler kadar sağlamsın. Sen ne kadar tutarlı ve doğruysan, kaderini yaşarken o kadar tatmin olacaksın. Işığa muhtaç olmayan bir gökkuşağı… Kulağa hoş geliyor.