Enerjinin korunumu yasası, yalıtılmış bir sistemde enerji miktarının sabit kaldığını ve enerjinin yoktan var, vardan yok edilemeyeceğini öne süren temel fizik yasalarındandır. Fiziksel ve (inanç seviyemize paralel şekilde) metafiziksel varlığımızı yalıtılmış bir sistem olarak kabul ettiğimizde, zamanın önce besleyici sonrasında yıkıcı etkisinin yanı sıra ikili ilişkilerimizden topladığımız sosyal verileri bilişsel kapasitemiz dahilinde zihnimiz vasıtasıyla işleyerek toplam enerji havuzumuzu şekillendirebileceğimizi iddia edebiliriz. Bu denkleme, gözlemlediğimiz ve doğrudan angaje olduğumuz diğer tüm çevresel faktörleri de eklediğimizde “ben” diye tanımladığımız özneye ulaşırız. Bu aşamadan sonra yapılması gereken şey ulaştığımız kişiyi, ideal “ben” mertebesine çıkarmaktır.
Eksikler, yeniden dolmak için vardır. Hayatın her zerresinde adeta bir ahenk içinde kendini gösteren zıtlıklardan oldum olası büyülenmişimdir. Düşen sonbahar yaprağının ilkbaharı hatırlatması veya toprağa süzülen kar tanesinin yaz günlerini çağrıştırması, her şeyin bir denge içinde kurgulandığının temsilidir. Dolayısıyla kayıp olarak nitelendirilen herhangi bir şeyin aslında sözlük anlamına tekabül etmek zorunda olmadığı çıkarımını yapmak mümkündür. Kayıp? Hangi zaman dilimi için kayıp? Eğer odaklanılan şey kaybın kendisiyse, evet, kaybettin. Ya yeri boşalan şey çok daha büyük bir müjdeyle doldurulacaksa? Ya her şey kaybın kadar büyük bir sınavdan ibaretse ve sen, hiçbir lütfa layık değilsen? Biliyor sayılmazsın kendini sandığın kadar. Belki ışıktır, seni karanlıktan korkutan? Belki de karanlıktır ışıkları yayan?
Karşılaşılan her durum, suret değiştiren bir öğretmen gibidir. Aynı zamanda kısıtlı enerji havuzumuzu büyütmeye yarayacak dokunuşlarda bulunmadan da terketmez bizi. Ortalama altı-yedi yaşımızda adım attığımız eğitim hayatımızda olduğu gibi ilk başlarda yabancılık hissettirir, her gün yeni bir maskeyle karşımıza çıkan ancak çok uzun süre sonra kendisini tanıma şerefine erişebileceğimiz hayatın binbir tezahürü. Bazen yaşama arzunuzu ciğerinizin ortasından söküp alır, kolunuzu kaldırmak vinç kullanmakla eşdeğer hale gelir. Renkler soluklaşır, yıllarca inşa ettiğiniz anlam blokları birer birer çökmeye meyleder. İlk birkaç çatlak sesi kulağınızda çınlayana kadar, muhtemel kayıplarınızın ne kadar devasa olabileceğini kestirmekte zorlanırsınız. Geleceği kurgulama beceriniz stresle ustaca başa çıkabilmenizden ötürü muazzam bir düzeyde seyrettiği için yarının hızlandırılmış senaryosu gözünüzün önünden bir film şeridi gibi geçer. Gerisi, aksiyona geçmekten başka bir şey değildir. Acının uyardığı trilyonlarca sinir ucu yekvücut olur, sökülen parçalarını itinayla yeniden modeller, hem de tanrının varlığına şüphe bırakmayacak biçimde. Eksildiğin yerden minnetle dolarsın. Kaybettiğin her şey, yeni kazançlara gebedir.