from chaos to cosmos

ihtimalleri kucaklamak

Her gün aynı sabaha uyandığımızı sanmak, başlı başına bir yanılgıdan ibarettir. Karşılaşacağımız sayısız ufak senaryo içinde kaybolmaktan başka çaremiz yokken hem kibrimiz hem de kayıtsızlığımız yüzünden mucizeler dolu şu dünyada sayılı günlerimizi birer birer heba ediyoruz. Kimileri hayata gözünü açtığından beri canla başla mücadele ederken, kimileri refahın ortasına doğmuştur, en büyük dertleri birçoklarının en ihtişamlı hayallerini şekillendirirken. Mahrumiyet içindeyken imrenmemek, bolluk içindeyken kanaat getirmek gerekir.

Tekrar etmek beyni yeniden tasarlarmış. Sürekli tekrarladığımız düşüncelerin tesiri perde arkasında saklanıyor olabilir. Kaybedilen her umudun ve ulaşılamayan her hayalin, elvedasını sunduğu anda ardında bıraktığı rehber niteliğinde hakikat parçaları vardır. Yere eğilir alırken o parçaları, çoktan görüş açımızdan çıkmış olur uğruna dua ettiğimiz ihtimaller. Tam o esnada vereceğimiz karar, sabahına kime dönüşeceğimizi de belirler. Hayatı eski renklere aşina gözlerle görmeye devam mı etmeli yoksa hayal dünyasını yeniden resmetmeye yarayacak taze tonların getirdiği geçici ağrılara göğüs mü germeli? Dünyanın en büyüleyici lezzetleri bile bir gün sıradan tatlar haline gelebiliyorsa, yeniliklere kucak açmak insan olduğumuzu yeniden hatırlatmak üzere dakika sayıyor olabilir.

Gizlice zarar gördüğümüz fakat üzerine layıkıyla eğilmediğimiz veya eğilmeye kıyamadığımız geçmişin prangaları, yaşama sevincimizi aşındırmakta ustadır. Canımızı yaktığını bilmemize rağmen aklımızdan atamadığımız birçok zihin ürününe karşı koymadığımız her vakit, planlar aleyhimize işlemeye devam eder. İlk nefes aldığımızdan son verdiğimize kadar geçen sonsuz görünümlü kısacık yaşam süremizin, pişmanlıklarla dolu oyuklardan ibaret olacağı ihtimali bile tüyler ürpertici. Kemikleşmiş konfor alanları, oksijenin bir yapışkan gibi davrandığı atmosferde soluklanmaya benzer. Yaşamana izin veriyor gibi gözükür ama her nefeste bir parçanı kopartır coşku taşan ruhundan.

Affetmek ve kabullenmek, mutlak huzura erişme yolunda en mütevazı dostlardır. Fakat bu duygularla paylaşılan süre içinde sayısız kere yanlış anlaşılmalara, inkârlara ve göz yaşlarına razı olmak gerekir. Nihayetinde elde edeceğimiz yaşama maharetine odaklanmak, yarının ustalığını bugünün güçlüklerine değişmemizi kolaylaştırır. Güçlü yoldaşlar beraberinde mücadeleler de getirir. Kimi yoldaş olarak seçeceğimize büyük önem atfetmek gerekir.

Zaten bir gün tanıklık edeceğimize emin olduğumuz olasılıklara rastlamak, şok etkisi yaratmayacağı anlamına gelmez. Sanki verilecek tepki pratikleri üzerinde hiç talim edilmemiş gibi gözden yaşlar da boşanabilir; dünya, içinde bulunulan dört duvara da hapsolabilir. Neyse ki kademeli biçimde güçlendirmekle yükümlü olduğunuz duygusal direnç, huzursuzluk girdabından kurtarmak üzere bir kurtarma halatı gibi davranır. Düştüğünüzde değil, yerde kalmayı tercih ettiğinizde kaybedersiniz. Dimdik karşılanmayan hayat, başlı başına bir zaman kaybından ibarettir.