from chaos to cosmos

sınırların içinde yaşamak

Kendimizin tasarlamadığı kıyafetleri, ayakkabıları, her türlü ürünü ne kadar da çabuk ve kolayca benimseyebiliyoruz. Sadece istediğimize yakın olduğu için o şeyi, sanki bizim için yaratılmışçasına sevebiliyoruz. Aslında olan şey tam olarak istediğimizi bulmuş olmamız değil, diğer seçenekler arasında kaybolmaktan yorulmuş olmamızdır. Ya da en başından itibaren aramaya üşenmek ve ilk önümüze geleni istemektir. 
İnsanlardaki bu yılgı, çok fazla seçenek olmasından kaynaklı bir problemdir. Binlerce ürün ve seçenek arasında, sırf küçücük farklılıklar dolayısıyla bir türlü karara varamamak, kişideki tatmini tahrip eder ve en sonunda birini seçmek durumunda kalır. Seçilen şey her ne ise, sahibi tarafından ilk başlarda tam ve eksiksiz bir şekilde gözükür. Fakat zaman geçtikçe göze batan şeyler su yüzüne çıkmaya başlar. Bu andan sonra geriye dönüş başlayacaktır. Keşkeler artacak, pişmanlık yaşanacaktır. Bir kere bu duruma gelindiğinde geri dönüş çok zordur. Zamanda geriye dönülemediğinden diğer şey seçilemeyecek ve onun getirdikleri asla bilinemeyecektir. 
Bu yüzden alınacak ve benimsenecek olan şeyleri gerçekten isteyip istemediğimizi sorgulamalıyız. Her yanıyla inceleme yapmalı ve kendimiz için en doğru kararı almalıyız.